|
Araştırma sonuçları, Ortak Programın önemini ve gereğini bir kez
daha ortaya koyuyor. Kadınlar siyasi yaşam içinde daha fazla yer almak
istiyorlar.
Programın önemli bir ayağını, kamuoyu yoklamaları
aracılığıyla kadınların durumunun ve taleplerinin belirlenmesi
oluşturuyor.
Söz konusu araştırmaların sonuçlarının, illerde sivil
toplum kuruluşlarını sorunlara çözüm getirecek projelere öncelik verme,
yerel yönetimlerine de şehirlerinde yaşayan kadınların sorunlarını ve
ihtiyaçlarını bir diğer bakış açısından yeniden değerlendirme imkanı
tanıyacağı düşünülmektedir.
Ortadoğu Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr.
Ayşe Ayata sonuçları, Yrd. Doç. Aykan Erdemir ve Yrd. Doç. Ayça Ergün
ile birlikte Birleşmiş Milletler Ortak Programı için değerlendirdi.
Araştırmada öne çıkan unsurlardan biri de başta genç nüfus olmak üzere
kadınların yerel karar mekanizmalarında daha aktif rol alma isteğidir.
Prof. Dr. Ayata'nın da belirttiği üzere, sosyal yaşamın
çeşitli aşamalarında ayrımcılıktan şiddete kadar bir çok olumsuzluk ile
karşılaşan kadınların "toplumsal ve siyasal katılımlarının arttırılması
kadın erkek eşitliğinin sağlanmasını, kadınların ihtiyaç ve taleplerine
duyarlı politikalar geliştirilmesini ve kadınların siyasette
temsiliyetlerinin artmasını sağlayacaktır.
Araştırma, kadınların gerektiğinde siyasi eğilimlerini
bir yana bırakarak kadın konularına duyarlı bir partiye oy verme
eğilimlerinin erkeklere nazaran daha fazla olduğunu bir kez daha ortaya
koymuştur.
Prof. Dr. Ayata'nın belirlemelerine göre, kadınlar yerel
yönetimde kendilerinin temsil olunması gerektiğini erkeklerden daha
fazla düşünmektedirler. Yerel yönetimlerin hizmet alanlarının kişlerin
özel yaşamlarına yakınlığı, kadınları, Belediyelerin temel hizmetlerinin
(yol, su, elektrik gibi) yaygın kullanıcılarının başında getirmektedir.
Bu hizmetlerin aksamasından en çok onlar rahatsız olur.
Araştırmanın bazı sonuçları ise şöyle:
-
Kadına şiddet uygulayanlar sırasıyla eşi (%73),
anne-babası (%27) ve ağabey ve kardeşleridir (% 8.5). Erkeklerde
kadına karşı şiddeti bazı hallerde onaylama yaklaşımı en
çok üniversite mezunları arasında görülebilmektedir. Bu durum kadının
özel alanda daha baskıcı ve şiddete dayalı eylemlere maruz
kaldığının göstergesidir.
-
Gerek kadınlar gerekse de erkekler töre
cinayetlerinin bir insanlık suçu olduğu düşüncesine
katılmaktadırlar. Ancak erkeklerin (%17,4) kadınlara (yüzde 8,5)
oranla töre cinayetlerini daha fazla onayladıklarını belirtmek
gereklidir.
-
Erkekler, kamusal eşitlik söylemini kabul etmekle
birlikte özel yaşamda eşitlikçi değerleri daha az savunmaktadırlar.
-
Kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe sahip olunmak
istenen ve sahip olunan çocuk sayısı da düşmektedir. Okur yazar olup
olmamak sahip olmak istenilen çocuk sayısını yüzde 50 oranında
etkilemektedir.
-
Kadınların işgücüne katılımları altı ilde
erkeklerden çok daha düşüktür ve yüzde 17.3 ila yüzde 24,5 arasında
değişmektedir.
-
Kadınların çalışmamalarının nedenleri iki ana grup
içinde değerlendirilebilir. Birinci grup aile kaynaklı nedenlerdir.
Kocanın çalışmaya izin vermeme oranı bazı illerde yüzde 40lara
dayanmaktadır. İkinci grubu ise iş bulamadığı için çalışamayan
kadınlar oluşturmaktadır. Doğu illerinde bu oran da yüzde 40ın
üstündedir.
-
Mesleki eğitim almak isteyen kadınların en çok
bilgisayar eğitimi (yüzde 20 ila yüzde 30) ve biçki-dikiş-terzilik
eğitimi almak istedikleri görülmektedir. Genç kadınların birinci
tercihi bilgisayar öğrenmek iken (15-24 ve 25-34 yaş grubu) daha
yaşlı kadınlar (35-44 ve 55-64 yaş grubu) biçki-dikiş ve halı
dokumacılığı kurslarını tercih etmektedirler. Bu da genç kadınların
mesleki eğitimi hem çalışmak hem de dünyaya açılıp bilgi edinmek
için amaçladığını göstermektedir.
-
Kadınların yaklaşık yüzde 80i yasalarda yer alan
eşitlikçi düzenlemelerden haberdardır. Kadınların büyük çoğunluğu
yasal düzenlemelerin kadın erkek eşitliğini sağlanması konusunda
yetersiz olduğu düşünmektedirler.
-
Araştırma, kadınların (% 64,2) gerektiğinde siyasi
eğilimlerini bir yana bırakarak kadın konularına duyarlı bir partiye
veya adaya oy verme eğilimlerinin erkeklere (% 53,8) nazaran daha
fazla olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
-
Kadınların oy kullanma oranı yüzde 80lerin
üzerindedir. Kadınlar, erkeklere nazaran, yerel yönetimde
kendilerinin daha fazla temsil edilmeleri gerektiğini
düşünmektedirler.
-
Kadının yeri evidir (kadının yeri evidir yargısına
katılan kadınların oranı yüzde 30 ila yüzde 40 arasında
değişmektedir) yaklaşımına özellikle erkeklerden gelen onay da
dikkate alındığında, kadının çalışmasına yönelik olarak aileden
gelen çok önemli bir ideolojik engel olduğu anlaşılmaktadır. Bu
engelin gerçeklere dayanmadığını ama yine de kadın ve erkek pekçok
kişi tarafından benimsediğini görüyoruz.
-
Kadınlar için temel ihtiyaçlar eğitim, sağlık, iş
olanaklarının sağlanması, doktor, kadın sığınma evleri, kreş, yaşlı
bakım evleri, ücretsiz hukuki danışmanlık ve kadın-erkek eşitliğinin
sağlanmasıdır.
-
Kadınlar, sorunlarının çözülmesi için politikalar
geliştirilerek kadın erkek eşitliğinin sağlanmasını talep
etmektedirler. Ancak kadın-erkek eşitliğinin yasalarda yer aldığı
bilinse de aile içi uygulamalarda geleneksel yargılara ve değerlere
öncelik tanınmaktadır.
-
Kadınlar eşitlikçi değerleri kabul etmeye, karar
alma süreçlerine katılmaya hazırdır.
-
En öz
haliyle kadınlar değişmeye açıktır ve kadınları değiştirmenin yolu
eğitimden geçmektedir.
Şehirlere
göre kamuoyu yoklamaları sonuçlarına yan sayfadaki bağlantılar
aracılığıyla ulaşabilirsiniz. |





 |